OHSAD Kurultayı Devam Ediyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu: “Özel sektörün daima yanındayız”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, 28 Nisan Cuma günü OHSAD Kurultayında konuştu. Konuşmasında sağlık sektörünü ilgilendiren önemli açıklamalar yapan Bakan Müezzinoğlu, özel hastane yöneticilerine seslenerek “Özel sektörün daima yanındayız” dedi.

Kamu, özel sektör ve üniversitelerin sağlık profesyonellerini bir araya getiren OHSAD Kurultayı 27 Nisan Perşembe günü 8. Kez ziyaretçilerine kapılarını açtı. 29 Nisan Cumartesi gününe kadar sürecek olan kurultaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, 27 Nisan Perşembe gününden itibaren katıldı.

OHSAD Kurultayında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, “Çözümleri birlikte üretme ve çözüm ortağı olabilmek başarıyı getirir. Geçtiğimiz dönemin önemli kazanımları var, bu kazanımları göz ardı edip sadece önümüzdeki sorunları görürsek kendinize ve birbirimize haksızlık etmiş oluruz” dedi.

Sorunların birlikte ve paylaşarak çözülebileceğini belirten Müezzinoğlu, “Geçtiğimiz 15 yıllık süreçte ülkenin sağlıkta Avrupa ülkeleri ile yarışacak noktaya geldi. Çıktığımız her basamağın kendine ait yeni sorunları var, hedeflerimizin getirdiği zorluklar var, bu zorluklardan çekinerek değil özgüvenimizi artırarak bu basamakları aşabiliriz. Son birkaç yıldır Türkiye bir taraftan olağanüstü sorunlar yaşayarak geldi. Bunları arkada bırakalım ve sorunsuz bir süreci şekillendirebilmek için birbirimizi anlamaya ve paylaşmaya ihtiyaç var.

Sağlığın üç ayağı olan kamu, özel ve üniversite ayağından vazgeçmek diye bir şey söz konusu değil. Üçünün de geliştiği bir süreci şekillendirebilirsek Türkiye sağlıkta bölgenin iddialı ülkesi olabilir. Yakın coğrafyada 3 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar nüfusa hitap eden, cazibe merkezi bir ülkenin mensuplarıyız.

Bu mesleğin güçlü potansiyelinin yarınlara taşınmasında sorumluluklarımız var. Üniversite hastanelerimiz birinci öncelik. Bilimsel anlamda artık yeni bir vizyona dönmeli ve sağlık hizmet sunumu standartlarını nitelikli boyuta taşıyacak özel alanlara konsantre olmalılar. Bunun için de bizim onlar adına düzenleme altyapılarını sağlıklı yapmamız lazım. Üniversite hastaneleri artık aile hekimlerinin, mahalledeki uzmanların baktığı mekanlar değil, sağlık hizmet sunumundaki kitlenin yüzde 30’unu oluşturan özellikli ve nitelikli tedavi ve teşhis gerektiren alanları şekillendirmek gerek. Eğitimde artık iddialı olmak zorundayız. Üniversitelerimiz Ar-Ge’leri, Araştırma Merkezleri ile lokomotif olacaklar. Sağlık Bilimleri Üniversitesi tabi ki önemli, bir başka önemli olan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bizim bioteknoloji enstitümüz. Enstitülerimizin dinamiklerini güçlü koymalıyız. Gelecek dinamiklerimizi güçlü koymalı, kendi ekonomik ve finansal dinamikleri yukarıya taşıyacak alanları belirlemeliyiz. Üniversite hastanelerimizi yönetim ve finansman boyutu ile daha sağlıklı ve eğitimi öncelik olarak benimsemiş planlama gerekiyor.

Kamu hastaneleri anlamında vizyon büyük oranda oturdu. Tıbbi teknoloji, fiziki mekan standardı ile, vatandaşa ulaşım gibi standartları ile Türkiye belirli bir noktaya ulaştı. 80 milyon vatandaşın ekonomik gücü ne olursa olsun sağlık hizmeti alma konusunda önünde engel olmamalı. İmkanı yok diye vatandaşımız mağdur olmamalı.

Şehir hastaneleri kamunun bir vizyonudur. Özel sektörün vizyonu ile yarış değil, dünya ile yarıştır. Şehir hastanelerin varlığı ile özel sektör mağdur olmaz aksine bu, özel sektörün gelişmesine vesile olur. Özel sektör korkularla değil, özgüveni ile bu günlere geldi. Özgüvenini kaybeden bir özel sektör kendi içinde kaybetmeye başlar. Özel sektör tırnak içi sorunlara takılarak motivasyonunu kaybetmemeli. Özel sektör bugün SUT’un hiç gündemde olmadığı günlerden buraya geldi” şeklinde konuştu.

‘Kamu hastaneleri ve şehir hastanelerin hizmet sunumunda özel sektörü zayıflatabilecek mi’ gibi bir yaklaşımı doğru bulmağını belirten Müezzinoğlu, “Tam aksine özel sektörün alıştığı rutinlerin dışına çıkarak yenilikleri yakalayacağı ve farklılıkları hem ülke hem bölge insanına sunacağı yeni zeminler hazırlayacaktır. Sizin yanınızda olma sorumluluğumuz var. Neticede sağlığın üç sacayağının bir ayağı zayıf kaldığı zaman, o sacayakların üzerinde bir şey kaynatamazsınız. Önümdeki süreçte her ayağın zayıf alanlarının güçlendirileceği bir dönem olacak. Bir ay sonra birçok konu arkada kalmış olacak. Sizlerle strateji basamağı ve gelecek vizyonları oluşturacağımız bir süreci birlikte şekillendireceğiz” ifadesini kullandı.

Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlarına ilişin açıklamalar da yapan Müezzinoğlu, “İnşallah bu yıl önümüzdeki aylarda mevcudun yapısını yeniden şekillendiren ve her yıl TEFE, TÜFE, enflasyon gibi kriterleri 2018’den itibaren koyacak şekilde, her iki taraf için de yüz göz olmadan bir düzenleme yapıcağız. Çok alarak yarın çok alacağımız anlamına gelmez. Yapıyı çökerttiğimiz zaman birlikte çökeriz. Bu yapı sağlıklı, sürdürebilir, geliştirilebilir olsun. Bunu paylaşarak yapalım. Günü gelecek aza, günü gelecek zarara razı olacağız. Geleceğe olan güvenimizi sarsmadan birlikte büyüyeceğiz. Şu anda sağlık alanında hükümet olarak da önemli bir potansiyelimiz var. Şu anda topladığımız pirimler karşılığında sağlığı sübvanse etmiyoruz. Diğer taraftan ekonomik bütçemizi büyüttüğümüzde, GSMH’mız, genel bütçemiz 1 Trilyon Doları yakaladığından buradaki pay artacak ve sağlık primlerindeki standardı yükseltmeyi masamıza koyduğumuzda ve buradaki oranı artırdığımızda umudumuzu ve güvenimizi artıracak veriler elimizde. İstikrarlı ve güvenli günlere ihtiyacımız var” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu , konuşmasına şöyle devam etti: “Kendimizi gelişmelere, dünya ile rekabete, bölge avantajlarına, ülkenin ekonomik dinamiklerine ve toplumun sağlıktaki taleplerine göre yenileyemezsek, yaşlanan nüfusunü göz önünde bulundurarak bu nüfusun hangi alanları açtığına bakamazsak, evde sağlık hizmeti, paliatif bakım gibi bu alanları geliştirecek sektörlerden biri de özel sektör. Bugün yaşlının sağlıklı yaşamı ile ilgili verebileceğimiz çok farklı hizmetler var. Konsept oluşturabileceğimiz çok farklı alanlar var. Hizmet sunumunda mesleğin saygınlığını kaybettirmeden farklı alanlarda farklı vizyonlar oluşturabilmek gerekiyor.
Acil hizmeti konseptini bugün yeniden masaya yatırıp şekillendirmemiz gerekiyor. Bunu beraber yapacağız. Bu yalnız acilden az para ödeniyor, çok para ödeniyor anlamında değil, acil konsepti doğru mu değil mi, acil konseptindeki çerçevemiz ne olmalı. Sonra bu olanın hakkı hukuku nedir, ona göre şekillendirmeliyiz.

Acile gelenlerin yüzde 70’in acil olmadığını bildiğimiz bir tabloda yalnız ekonomik olarak tatmin edecek ücreti vermiş olmamız bizim acil ile ilgili sorunumuz olmadığı anlamına gelmez. Önce acilin acil statüsünü doğru şekillendirmek gerekiyor.

Bugün Türkiye, bölgesinde sağlık alanında farklı bir marka değerini yarattı. Özel sektör de, kamu da kendine ait marka değerini yakaladı. Üniversitelerimiz bir basamak daha yukarıda olması gerekirken belki bu anlamda en zayıf halka üniversiteler oldu. Önümüzdeki süreçte bu halka da güçlenecek. Pastanın daha büyük kısmını alarak bir yere varamayız. Sağlık Hizmeti sunumu standardı, kalitesi ve payını hepimiz kendi alanlarımızda büyütecek ve geliştireceğiz. Gelecek dönemde sorumluluklarımızı paylaşarak yarınları güçlü hale getireceğimiz süreci başaracağız.
SGK yalnız özel hastaneler için değil, 2017 yılı başında çalışma hayatında milli seferberlik eylem planı yapıldı. Her hafta Cuma günü üst düzey 12 bürokratımız 81 ile ikinci turunu yaptı. Paydaşlarımızla sıkıntıları paylaşıyoruz.Ne yaşandığını ve nasıl çözümler üretmemiz gerektiğini görüyoruz. Uygulamacının, vatandaşın sıkıntılarını dinliyoruz. Sizlerle yan yana, yuvarlak masada oturarak çözümler üreteceğiz. Birlikte ülkemizin sağlık ayağını daha güçlendireceğiz.

Özel sektörün daima yanındayız…”