Tıbbi Tedarikin Tüm Tarafları Sağlıkta Ortak Gelecek için Biraraya Geldi

Kaliteli ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti için kaynakların verimli kullanılmasının ve uluslararası standartlarda tedarik zinciri yönetiminin önem kazandığı günümüzde; tıbbi tedarik yönetimiyle ilgili sorunları tartışmak, yeni teknolojileri takip etmek ve başarılı uygulamaları paylaşmak amacıyla Tıbbi Tedarik Kongresi’nin beşincisi 11-13 Aralık 2019 tarihleri arasında Ankara’da başarı ile gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığı, Sağlık Bakanlığı, SGK, üniversiteler, özel sağlık kuruluşları, medikal endüstri ve tıbbi tedarik sektörünün önemli sivil toplum kuruluşlarının destek ve katılımlarıyla düzenlenen 5. Tıbbi Tedarik Kongresi, başta Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar, TİTCK Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Adil Mardinoğlu ve Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Prof. Dr. Hilmi Ataseven ve SGK yetkilileri olmak üzere tedarik sektörünün tüm taraflarının katılımıyla düzenlendi.
Satur tarafından organize edilen Kongre, Sağlık Endüstrisi Platformundan Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekler Federasyonu (TÜMDEF), Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS), Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED), Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER), İVEK, Üniversite Hastaneler Birliği (ÜHB) ve Medikal Kümelenmeler Platformu işbirliğiyle yapıldı.

Dünya pazarında üretici konumunda bir ülke olma yolunda ilerlemekteyiz
Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe
Tıbbi tedarik yönetimiyle ilgili sorunlar, yeni teknolojiler ve başarılı uygulamaların gündeme taşındığı kongrede konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, sağlık hizmet sunumunda tıbbi tedarikin öneminden bahsederek “Kaliteli ve etkin bir sağlık hizmet sunumu için sürecin doğru bir şekilde yönetimi önemlidir. Üretim ve ithalattan başlamak üzere nihai kullanıldığı yere kadar süreçteki tüm kişi ve kurumlar açısından oldukça önemlidir. Bakanlık olarak bu hususun öneminin farkında olup bu alandaki politikalarımızı ve yatırımlarımızı bu bilinçle gerçekleştirmekteyiz.” dedi.
Ürün Takip Sistemi ile 2017 yılından itibaren tıbbi cihazların kayıtlarının daha etkin bir şekilde yapıldığını ve firmaların özellikle önceki dönemde yaşadıkları sorunları gidermek üzere çalışmaların devam ettiğini kaydeden Meşe, “Özellikle risk grubu yüksek ürünlerde halihazırda devam eden tekil takip süreçlerinin, 2020 yılı itibariyle tüm tıbbi cihazlarda zorunlu olarak başlamasıyla birlikte ilaçta olduğu gibi tüm süreç bu alanda da kontrol altına alınacaktır. Böylece; malzeme yetersizliğinden ötürü hizmet sunumunu aksatacak unsurlar, oluşmadan önce sistem üzerinden tespit edilebilecek, önleyici tedbirler hızla tarafımızca alınabilecektir.” diye konuştu.
Özellikle önümüzdeki yıl itibariyle yürürlüğe girecek olan yeni tıbbi cihaz regülasyonundan bahseden Meşe, “Bu, üreticiler başta olmak üzere tüm taraflara ciddi sorumluluklar getirmektedir. Yeni mevzuat, tıbbi cihazlarda uygulanan yaklaşımı kökten değiştirmiş ve asgari güvenlik kriterlerinden azami güvenlik ve kalite seviyesine evrilmiştir. Geçiş sürecinde ve sonrasında yaşanabilecek her sorun, nihayetinde sağlık hizmet sunumunun olumsuz olarak etkilenmesine neden olabilecektir. Yeni mevzuatı uyumlaştırma çalışmalarımız sektörümüzün de desteği ile tamamlanmış olup Avrupa Birliği ile görüşmelerimiz ise halen devam etmektedir. Ayrıca üreticilerimizin ve tedarikçilerimizin sorunsuz bir geçiş sağlayabilmesi için ülke genelinde eğitim çalışmalarımız da devam etmektedir. Bu süreçte özellikle üreticilerimizin klinik çalışmalara ağırlık vermesi oldukça önemlidir. Sizlerin bu alanda yapacağı çalışmalara Bakanlık olarak her türlü desteği sunma gayretimiz devam edecektir.” dedi.
Sağlık hizmet sunumunda sürdürülebilirliğin en temel unsur olduğunu ifade eden Prof. Dr. Emine Alp Meşe konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu sebeple tüm alanlarda olduğu gibi tıbbi cihaz alanında da üretimimizin çok güçlü olması göz ardı edilemez bir hedef olarak karşımızda durmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2018 yılında 3,8 milyar TL geri ödeme yapılmıştır. Tutar bazında imal ürün kullanım oranı ise bir önceki yıla göre yüzde 10 civarında bir artış göstererek yüzde 34,6 oranına ulaşmıştır. Bu oranın en az yüzde 50 seviyelerine çıkması hedefiyle çalışmalarımızı yürütmekteyiz. Bu bağlamda bildiğiniz üzere 2017 yılında Bakanlığımıza bağlı sağlık tesislerinin tıbbi cihaz alımlarında yerli ürünlerin tercih edilmesi hakkında Genelge’yi yayınlayarak yerli ürün kullanımı teşvik edilmiştir.
Bakanlık olarak sektörün yaşamakta olduğu güncel sorunların farkında olduğumuzu ve bu sorunların çözümü noktasında ilgili birimlerimizi talimatlandırdığımızı belirtmek isterim. Diğer kamu paydaşlarımızın süreçlerinde yaşanılan sorunların giderilmesi için Bakanlık olarak sizlere öncülük etme noktasında her türlü gayreti göstereceğimizi bilmenizi isterim.
Dünya pazarında üretici konumunda bir ülke olma yolunda ilerlemekteyiz. Sizlerin sadece üretmeye ve ihracat yapmaya odaklanmanız için gerekli ortamın sağlanması amacıyla çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Bu sebeple halihazırda yürürlükte olan ulusal mevzuatlarımızdan kaynaklı sorunlarınızı gidermek üzere mevzuat güncelleme çalışmalarımıza da hız vermiş bulunmaktayız.
Son dönemde, ülkemizin iş yapma kolaylığı endeksinde 60. sıradan 43. sıraya yükselmiş olması aslında ülkemiz yatırım ortamının genel itibariyle daha da iyi konuma geldiğini göstermektedir. Bu gelişme; ülkemize yapılacak tıbbi cihaz yatırımlarında önümüzdeki süreçte artış olacağına işaret etmektedir.
Ayrıca özellikle TÜSEB tarafından yapılan çağrılar ile bu alanda gerçekleştirilecek Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri Bakanlığımızca fonlanacak olup teknolojinin her geçen gün geliştiği sağlık sektöründe küresel alanda daha rekabet edebilir bir ülke olma yönünde tüm imkanlar seferber edilecektir.”
Tıbbi cihazlar başta olmak üzere ülkemizin sağlık alanında cazibe merkezi haline gelmesi için uygun yatırım ortamının sağlanması amacıyla iş forumlarının düzenlendiğini söyleyen Meşe, “Ülkeler ile ikili anlaşmalar yapmaktayız. Bu amaçlarla kurduğumuz Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. yani USHAŞ tarafından yaptığımız bu çalışmalar ile üreticilerimizin bölgesel ve küresel pazarda marka olabilmeleri için ilgili süreçlerde yönlendirici ve hızlandırıcı çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Geçtiğimiz günlerde 80 firmamızın katılımı ile Özbekistan’da gerçekleştirdiğimiz Özbek – Türk Sağlık İş Forumu’nda sağlık alanında 11 farklı anlaşmaya imza atılmıştır. Bu işbirliklerin ülkemize önemli katkılar sağlayacağına ve sektörümüzün desteğiyle bu işbirliklerin artarak devam edeceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Fırsatları ve riskleri doğru değerlendirerek sağlık alanındaki başarıları devam ettirmek gerekiyor
Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurul Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar
Fiziki yapılar, ekipman ve insan gücü olmak üzere sağlıkta başarı için üç önemli alan doğru kurgulanamazsa yol alınmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurul Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise, 2002 yılından bu yana bu kompozisyonun tüm taraflarla birlikte ve doğru bir şekilde yapılmasından dolayı başarı sağlandığını belirtti.
Devasa şehir hastaneleri, acil organizasyonları, kaliteli sağlık hizmet sunumu, sağlık turizmi gibi birçok alanda başarılar sağlandığını söyleyen Ünüvar, “Önümüzdeki süreçte fırsatları ve riskleri doğru değerlendirerek bu başarıyı devam ettirmek gerekiyor. Tedarik zincirini konuşurken sağlık sisteminin getirdiği yoğun hasta trafiği, malpraktis, yaşam süresinin uzaması, sağlıktan beklentilerin artması gibi konular maliyet unsuru olarak çıkıyor. Verebileceğimiz en kaliteli, etkin ve ucuz hizmeti optimum şartlarda sunmak gerekiyor.” dedi.
İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık hizmet sektöründe fırsatları iyi değerlendirmek gerektiğini ifade eden Ünüvar, başarılı ve sürdürülebilir sağlık hizmeti için tedarik zincirinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu olarak sağlık ve gıda alanında tüm konuları gündeme aldıklarını ifade eden Ünüvar, “Savunma sanayiinde başarımız bizim ürettiğimiz milli üretim ile gerçekleşti. Dışarıya bağımlılığımız azaldı. Sağlık sektöründe de savunma sanayiindeki gibi kendi üretimimizi kendimizin yapması gerekiyor. Bundan 3-5 yıl sonra sağlık sektöründeki üretim başarılarımızı konuşmak kurul olarak hayalimiz.” diye konuştu.

Doğru tedarik zinciri ve stok yönetimi sağlayarak verimliliği artırmak önem arz ediyor
KHGM Genel Müdürü Prof. Dr. Hilmi Ataseven
Etkin, kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmetinde kaynakların verimli kullanılması için tedarik yönetiminin önemini vurgulayan KHGM Genel Müdürü Prof. Dr. Hilmi Ataseven, “En doğru tedarik zinciri ve stok yönetimi sağlamak, verimlilik artırıcı eylemler gerçekleştirmek, tüketimi kontrol altına almak, uluslararası teknolojileri takip etmek ve yerli malzemelerin kullanımını yaygınlaştırarak süreç yönetmek önemli.” dedi.
Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün yaklaşık 850 sağlık tesisi olduğu düşünüldüğünde etkin tedarik yönetimi ve bunu kullanacak sistemlerin öneminin daha iyi anlaşılacağını belirten Ataseven, “Tıbbi tedarik zincirinde en önemli amaçlardan biri sunulan sağlık hizmetinin kullanılan ürünlerin en hızlı ve kaliteli şekilde hastaya ulaşımını sağlamak olmalıdır. Hepimiz ayrı ayrı bu zincirin parçasıyız ve bir başarı elde edeceksek bu tüm tarafların büyük çaba ve destekleri ile olacaktır. Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü olarak bu süreçteki görevimiz zincirin son halkası olan hastalara sağlık hizmet sunumunu kaliteli hale getirirken yerli ürün kullanımını da yaygınlaştırmak, gelişmiş tüm teknolojileri kullanarak hastanelerimizi gerekli kalite seviyesinde tutmaktır.” diye konuştu.
Sağlık Bakanı’nın da direktifleri doğrultusunda ilaç ve tıbbi sarf malzemelerine erişim kolaylığı sağlamak, sağlık teknolojileri yerlileşme ve yerelleşme çalışmalarına destek olmak ve süreçleri sadeleştirmek amacı ile çalışıldığını ifade eden Ataseven, Sağlık Market ile ilgili çalışmalara şöyle değindi:
“Bakanlığımız ile DMO arasında imzalanan tedarik işbirliği protokolü ile benzer ihtiyaçlar için uygulanan tedarik yöntemi fiyat farklılıklarını ortadan kaldırmak ve standardizasyonu sağlamak, tedarik süreçlerini sadeleştirerek zaman ve işgücü tasarrufu sağlamak, yerli ürün tedarikin i teşvik etmek ile ilaç ve tıbbi cihazlara erişim kolaylığı sağlamak, elektronik açık ihaleler ile alımları gerçekleştirmek amaçlanmaktadır. Bu proje kapsamında sağlık tesislerimizin ihtiyaçlarına yönelik olarak 94 kalem temel tıbbi sarf malzeme ve koklear implant alımı gerçekleştirmiş olup ilaç alımı kapsamında 14 kalem nükleer tıp ürünü temin edilmiştir. 2020 yılında yeni ilaç ve özellikli tıbbi sarf malzemelerin sürece dahil edilmesi planlanmaktadır. İlaç ve sarf malzemeler dışında tıbbi cihazların da sağlık market çalışması kapsamına alınması süreci devam etmektedir.”

Sağlık sektöründeki paydaşlarımızla ülkemiz adına ciddi ihracatlar yapıyoruz
İKMİB Başkanı Adil Pelister
Tıbbi tedarik sektörünün kimya sektörü ve ihracatın önemli bir dalı olduğunu ifade eden İKMİB Başkanı Adil Pelister, “İstanbul Kimyevi Maddeler İhracatçılar Birliği olarak 16 alt sektörden ilaç ve medikal sektörün önemli yeri vardır. İKMİB olarak bu alt sektörlere ciddi çalışma yapıyoruz. Sağlık sektöründeki paydaşlarımızla ülkemiz adına ciddi ihracatlar yapıyor, ihracat ve ithalat dengesinin birebir olması için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz.” dedi.
Kalite anlamında Batı’daki rakiplerle eşdeğer, fiyat anlamında da Doğu’daki rakiplerden rekabetçi duruma gelindiğini söyleyen Pelister, “Sektörde yaşanan sıkıntı, dilek ve talepleri birliğimiz aracılığı ile Kamu otoriteleri ile paylaşıyor, birlikte çözüm üretiyoruz. Kongrenin ana konularından olan tıbbi tedarikte yerelleşme ve millileşme maddesi çok önemli. Zira tıp alanında ilaç ve türevleri ile tıbbi tedarik ve türevleri, alt kırılımları başlı başına dünyadaki en kritik yönetim unsurlarından biri haline gelmiştir. Her iki kırılım da direkt olarak sağlığımızı ve hatta çevre sağlığımızı ilgilendiriyor. Yerli ve milli ilaç geliştirme ve üretme konusunda son yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Üst Kurul Kararı’nı destekliyoruz. Tıbbi cihaz alanında da benzer bir modelin oluşturulması gereğinin altını önemle çiziyor ve İKMİB olarak her türlü desteği vereceğimizi taahhüt ediyoruz.” diye konuştu.
Kimya sektörünün hükümet tarafından geliştirilmesi gereken 5 ana sektörün başında ilan edildiğini kaydeden Pelister, “Ham madde ve yarı mamul bakımından yüzde 70’lere varan dışa bağımlılığımızı sektörümüz adına net fazla veren duruma getirmek için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

SEKTÖRÜN NABZINI TUTAN OTURUMLAR İLGİYLE TAKİP EDİLDİ
Sağlıkta ortak geleceğin konuşulduğu, sorunlar ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı 5. Tıbbi Tedarik Kongresi’nin oturumlarında yerelleşme ve millileşmeden Ar-Ge’ye, tedarik sorunlarından ödeme süreçlerine, değer bazlı tedarikten alternatif satın alma yöntemlerine kadar sektörü ilgilendiren tüm konular geniş bir perspektifte ele alındı. Kamu, üniversite ve özel sağlık yöneticileri ile STK temsilcilerinin konuşmacı olarak yer aldığı oturumlar 3 gün boyunca ilgi ile takip edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X